Yükleniyor...

Türkiye’de İlk: Arkeolojik Bulgular Işığında Hz. İsa’nın İsminin Gizemi Çözüldü mü?

Hz. İsa’nın ismi, tarih boyunca farklı dillerde farklı şekillerde karşımıza çıkmıştır. İngilizce’de Jesus, Yunanca’da Iesous, Aramice’de ise Yeshua olarak bilinir. Ancak Kur’an-ı Kerim’de bu isim “İsa” olarak geçer. Peki, neden?

Yüzyıllardır dil bilimciler ve teologlar bu soruya çeşitli cevaplar aramıştır. Kimi çevreler, Arapçanın gelişimi sırasında “Yeshua” isminin kulaktan dolma bilgilerle yanlış telaffuz edilerek “İsa”ya dönüştüğünü ve Hz. Muhammed’in (s.a.v.) bunu bu şekilde kaydettiğini iddia etmiştir. Bazı dil bilimciler ise “Yeshua” isminin tanrısal bir sıfat taşıdığı düşüncesiyle, Kur’an’ın insanları bu karmaşadan uzak tutmak adına özel bir isimlendirme yaptığını savunmuştur.

Ancak yakın zamanda yapılan bir arkeolojik keşif, tüm bu tartışmaları kökünden değiştirecek niteliktedir. İslam öncesi dönemde Hz. İsa’nın adının Arap coğrafyasında nasıl anıldığına dair ezber bozan bu bulguya yakından bakalım.

Harra Çölü’nde Tarihi Değiştiren Keşif

2019 yılında, “Kara Çöl” olarak da bilinen Harra Çölü‘nde, Dr. Ahmad Al-Jallad tarafından yapılan saha çalışmalarında son derece önemli bir bazalt taşı keşfedildi. Bir su kaynağına yakın olan bu bölge, muhtemelen Nebati devleti ile Roma (Rum) Devleti arasındaki ticaret yolunun üzerinde yer alıyordu.

Bulgu, bölgedeki bazalt taşının üzerine Safaitik (Safa) diliyle kazınmıştı. Bu dil, Nebati Krallığı döneminde, genellikle Suriye’nin güneyinde M.Ö. 100 ile M.S. 350 yılları arasında kullanılan Eski Kuzey Arapçası’nın bir lehçesidir.

Harra Çölü Resimlerdeki Gibidir:

Bulgu Resimlerde Görüntülenmektedir:

Resim 1
Resim 2

Taşın Üzerindeki Mesaj: “Ah İsa…”

Dr. Al-Jallad’ın çözümlemelerine göre taşın üzerindeki Safaitik metin şöyledir:

“Vahb’el Gyz’in oğlu … Amcasının vefatının üzüntüsünü yaşıyor. Ah İsa, ona seni reddedenlere karşı yardımcı ol.”

Bu kısa ama çarpıcı yazıdan öğreniyoruz ki; Kur’an-ı Kerim inmeden yüzyıllar önce, Eski Arapçada (Safaitik) Hz. İsa’nın adı, Hristiyan dünyasındaki “Yeshua” formuyla değil, doğrudan “İsa” olarak yazılmakta ve anılmaktaydı.

İlginç Bir Tevafuk: “Allah’ın Hediyesi”

Yazıtta geçen isimlerin etimolojisi incelendiğinde ortaya manidar bir tablo çıkmaktadır. Yazı sahibi “Vahb’el” isminin çevirisi, Dr. Al-Jallad tarafından günümüze uyarlandığında “El’in Hediyesi” anlamına gelmektedir. Buradaki “El” kelimesi, o dönemin Sami dillerinde “Yaratıcı/Tanrı” manasındadır (Günümüz Arapçasındaki “El-İlah” / Allah kökü ile bağlantılıdır). Yani ismin tam Türkçe karşılığı **”Allah’ın Hediyesi”**dir.

Ne büyük bir hikmettir ki; ismi “Allah’ın Hediyesi” olan bir kişi, bize tarihteki saf ve değiştirilmemiş Hz. İsa isminin geçtiği ilk yazılı kanıtı sunmuştur.

Sonuç: Kur’an’ın Tarihsel Doğruluğu

Bu arkeolojik bulgu ışığında şu kritik soruyu sormak gerekir:

Hz. Muhammed (s.a.v.), kendisinden 300 ila 400 yıl önce kaybolmaya yüz tutmuş bir dildeki bu kullanımı, o dönemde yazılı hiçbir kaynakta geçmemesine rağmen nereden öğrenmiştir? Dönemin baskın Hristiyan kültürü “Yeshua” veya “Iesous” derken, Kur’an-ı Kerim nasıl olmuştur da bölgenin kadim ve unutulmuş hafızasındaki “İsa” ismini tercih etmiştir?

Okuyucu bu konuda kendine bu soruyu sorduğunda alacağı cevap bellidir.

Selam ve dua ile Allah’a emanet olunuz.


Not: 2019 yılında bulunmuş yazıt ile alakalı bu çalışma ile alakalı internette İngilizce kaynaklarda iki veya üç kaynak bulunmakta Türkçe ise herhangi bir kaynak bulunmamaktadır. Bu yazının paylaşılmasını sağlayarak doğrunun yayılmasına yardımcı olabilirsiniz.